11/11/2009 - * Hata & Şefkat Tokatları

Hata…
Bu kelime bize Bakara Suresi’nin son iki ayetinde hatırlatılıyor. Hangi vasıfla diyeyim; Mirac armağını olan bu iki ayet için Rasulallah (asm) şöyle buyurur: “- Her kim geceleyin Bakara Suresi’nden bu iki ayeti okursa ona yeter.” “- Allahu Teala Bakara Suresi’ni iki ayetle sona erdirdi ki, bunları bana Arş’ın altındaki bir hazineden verdi. Bunları öğreniniz; kadınlarınıza ve çocuklarınıza öğretiniz. Çünkü bunlar hem salattır (namazdır); hem duadır, hem Kur’an’dır.” Hazreti Ali ve Ömer (r.a.ecmain) Efendilerimiz de buyururlar: “- Aklı başında hiçbir adam görmezdim ki, Bakara Suresi’nin sonundaki bu ayetleri okumadan uyusun.” Ayetler bize neyi ihtar ediyor? Neleri tembih ediyor? - Allah- u Zülcelal, hiçbir şekilde hiç kimseyi güç yetiremeyeceği bir şekilde yükümlü tutmaz.. - Herkesin kazandığı iyilik kendi lehinedir, işlediği fenalık da kendi aleyhine.. - Sonra da : - “ Rabbimiz! Eğer unuttuk veya kasıtsız olarak hata yaptıysak bundan dolayı bizi sorumlu tutma!” şeklinde bir dua da öğreniyoruz.. Oysa Allah Rasulü bize müjdeler ki; “ Hata ve unutmadan hasıl olan mesuliyet ümmetimden kaldırılmıştır.” Efendimiz (asm) ın müjdesine rağmen neden bu denli kıymettar bu ayetlerle gecenin kollarına salınıveriyoruz? Okumayana “delidir” diyecek kadar da ehemmiyeti izah olunuyor hem de.. Bunu bir başka konuyla alakalı izahlandırırken aklıma takılmadı değil.. Kasten işlenmeyen hatalara birkaç misal vermişsek de bu ayete karşılık gelen hakkaniyette olmadı aslen. İçime sinmedi… Dün Onuncu Lem’a’yı yazarken – malumunuz Şefkat Tokatları izah olunur orada- birden “hata” meselesine dair izahat karşıma çıkıverdi… Allah Üstad’ımdan razı olsun.. Üçüncü kısımda Üstad’ın ve dava arkadaşlarının hizmette fütur geldiğinde, yahut şahsi menfaatler öne çıktığında yahut farklı sebeplerle yedikleri şefkat tokatlarından bahs olunurken ilginç cümleler geçer; Üstad’ın kardeşi ve talebesi olan Abdülmecid’in “ güya Üstad’ın menfaati için”, Muhacir Hafız Ahmed’in “ çok sevab kaybetmemek, mahalleli namazsızlığa alışacak, hizmetten men olunmamak”, Hakkı Efendi ve Hulusi Bey’in “dünyaya dalmaları” Şamlı Hafız Tevfik’in “Kur’an yazmayı, hakikat-i Kur’an hizmetine tercihi” vs. vs. Okudukça anladım ki, aslında talebelerin her bireri Üstad’ın da kendine dair şefkat tokadında izah ettiği gibi, ne zaman ki şahsi ve uhrevi uğraşıları hizmet-i Kur’aniyenin önüne geçer maksadının aksine tesir ediyor, şefkat tokatlarına müstehak olunuyordu.. İstenmeden işlenen hata, kusur bu olsa idi dedim okur okumaz.. Yazı mektubunda denildiği gibi; “Yazıda usanan ve ibadet ayları olan şuhur-u selâsede sair evradı, beş cihetle ibadet sayılan Risale-i Nur yazısına tercih eden kardeşlerime…” Umuma ait bir hizmet şahsi yahut uhrevi hizmet için terk ediliyorsa görünüşte hayr- hasenat, kulluk vazifesi gibi görünse de, umumun hakkının ihlali cihetiyle istenmeden işlenen hata oluyor acizane…
|